İç Denetçiler İcrai Talepler ile Karşılaştığında Ne Yapmalı?

  • Anasayfa
  • / Blog
  • / İç Denetçiler İcrai Talepler ile Karşılaştığında Ne Yapmalı?
İç Denetçiler İcrai Talepler ile Karşılaştığında Ne Yapmalı?

İç Denetçiler İcrai Talepler ile Karşılaştığında Ne Yapmalı?

20.12.2024 / İç Denetim / yorum ekle

paylaş :

İç denetçilerin, özellikle de kurumsallaşma süreci devam eden aile şirketlerinde yaşadıkları önemli bir sorundur; icrai görev talepleri.

Danışmanlık yaptığım pek çok şirkette iç denetçi meslektaşlarımın karşı karşıya kaldıkları sorunların başında geliyor. Sanılanın aksine son derece sık karşılaşılan bir sorundur. Büyük kurumsal şirketlerde, bankalarda, uluslararası şirketlerde veya organizasyonlarda çalışan iç denetçi meslektaşlarımız karşılaşmamış olabilir ama CAPITAL 500 şirketlerindeki iç denetçilerin dahi meslek hayatlarında karşılaşabildikleri bir durumdur, icrai destek veya yardım talepleri.

Bu durum büyük bir sorundur, zira Uluslararası İç Denetim Standartları iç denetçilerin şirket ya da kurum içinde icrai görev üstlenemeyeceklerini bildirmiştir.

Burada hem mesleki olarak Standartlar ile uyum sağlamak, hem şirketine değer katmak, hem de patronların beklentilerini karşılama noktasında bir ikilem ortaya çıkar. Bir tarafta, maaşınızı ödeyen ve şirketin mutlak hakimi olan patronunuz ya da Yönetim Kurulunuzdan gelen bir talep, bir taraftan da, mesleğinizin uluslararası standartları ve sergilemeniz gereken mesleki duruş!

Neler talep edilmiyor ki?

İş prosedürlerinin yazılmasından, risk ve kalite birimlerinin yönetimlerinin iç denetim tarafından yapılmasının istenmesine kadar çok geniş yelpazede icrai işler. Bazen yürütülen tüm kritik operasyonel işlerde, alınan tüm kritik kararlarda ve yatırımlarda, iç denetçinin icrai yönden görüş belirtmesi, hatta onay vermesi dahi talep edilebiliyor.

İç denetçiler kurum içinde bir bulgu tespit ettiğinde, o bulguya yönelik öneri veya risk iyileştirme eyleminin şirket içinde muhattabı bulunmadığında, ya da şirket içinde o bulguya yönelik eylemi yerine getirebilecek kapasite olmadığında, bu iş hemen iç denetçilere havale ediliyor. Bu bulguyu tespit eden iç denetçiye, bu işi düzeltme görev ve yetkisi veriliyor. İşe alım prosedürlerimiz yok, oluşturalım şeklinde bir tespit ile gelen iç denetçiye, bağlı olduğu yönetim kurulu üyesi, patron ya da icra başkanı taradından, bu prosedürleri sen oluştur, yaz ve şirket içine yayınla denilebiliyor.

Sıklıkla iç kontrol ve iç denetim fonksiyonları karıştırılıyor, birbirine geçiyor ya da bu yönde baskı yapılıyor.

Böyle bir ortamda nasıl bağımsız, tarafsız ve icraya mesafeli bir tutum sergilenebilir?

Kanaatimce, gelen talepleri iç denetimin temel iştigal alanları olan kurumsal yönetim, iç kontrol & risk yönetimi perspektifinden değerlendirmek ve bu talepleri, bağımsızlığı ve tarafsızlığı en az zedeleyecek görev formatına dönüştürerek üstlenmek daha doğru gözüküyor. Örneğin, şirkette resmi ve onaylanmış işe alım prosedürlerinin oluşturulması gerektiği iç denetçi tarafından tespit edilmiş ve İK biriminde kapasite olmadığından bu görev de iç denetçiye verilmiş ise, iç denetçi, İK birimi bu noktada kapasiteyi İK Birimine kazandıracak danışmanlık görevleri üstlenebilir ve İK kapasitesini artıracak, araştırma raporları üretebililir, eğitimler verebilir ya da konu ile ilgili uzman ya da diğer kaynakları sağlayabilir. Bu noktada patrona doğrudan “hayır” demek yerine, “evet ama şu şekilde” demek daha doğru bir yaklaşım olabilir.

Bu konuda benzer bir durumu yaşamış olan tüm meslektaşlarım, tecrübelerini ve bu sorunu nasıl aştıklarını bizle paylaşabilirse sevinirim. Yazıyı da paylaşmanızı rica edeceğiz, zira bu noktada Türkiye genelinde bir tecrübe paylaşımı ve beyin fırtınası gerektiği düşüncesindeyim.

Yorumlarınızı, görüş ve düşüncelerinizi, karşılaştığınız vakaları ve çözümlerinizi bu yazının altında yorumlar olarak paylaşabilirseniz çok sevinirim. Pek çok meslektaşımıza bu konuda ışık tutmuş oluruz. 

Yorumlar

--- henüz yorum yapılmamış

Yorum Bırakın