İş dünyası olarak neyi yanlış yapıyoruz?

İş dünyası olarak neyi yanlış yapıyoruz?

İş dünyası olarak neyi yanlış yapıyoruz?

24.12.2024 / Yönetim ve Strateji / yorum ekle

paylaş :

İş dünyasının önünde üç tane megatrend var. Birincisi yapay zeka. İkincisi sürdürülebilirlik. Üçüncüsü ise, yeni iş felsefesi.

İlk ikisi üzerine çok şey yazılabilir, ama ben bugün üçüncü hakkında bireyler söylemek istiyorum.

Yeni iş felsefesi dediğimizde;

- yeni jenerasyonların işe katılımı,

- yeni çalışma modelleri,

- yeni liderlik ve yönetim modelleri,

- yeni organizasyon yaklaşımları,

- Stratejide değişim,

- Dijital dönüşüm,

- İtibar ve güvene verilen önem,

- Kurumsal ve bireysel wellness,

- Yeni iletişim yaklaşımları

- Öğrenen, cesur kurum kültürü,

gibi konuları kast ediyorum.

Şirketlerde gördüğüm en büyük sorun bu trendlere "araçlar" seviyesinde yaklaşmak.

Ne demek istiyorum? Biraz açayım.

İş dünyası ile ilgili tüm trendler önce "kavram" olarak ortaya çıkar. Bunu ya üniversiteler, ya uluslararası kuruluşlar ya da çokuluslu danışmanlık şirketleri ortaya atar. Genelde ABD kökenli akademisyenlerden çıkar.

Bu trend potansiyeli taşıyan kavramlar önce akademide, sivil toplumda, uluslararası kuruluşların organizasyonlarda konuşulur, tartışılır. Medyada yer almaya başlar. Makalelere konu olur. Bunlardan, genel kabul gören (muhtemel de fonlanan) bazıları bir sonraki aşamaya geçer.

Model aşaması

Bu aşama "model" aşamasıdır. Burada kavram çerçevelenir. Sınırları tanımlanır. İçi geniş bırakılır. Çoğunlukla standartlar bu aşamada oluşturulmaya başlanır. İş dünyası, sivil toplum ve finans camiasının görüşleri bu aşamada daha fazla alınmaya başlanır. Devletler, sivil toplum örgütleri, çok uluslu şirketler, uluslararası danışmanlık şirketleri bu çerçeveleme toplantılarına, çalıştaylarına ve odak gruplarına katılırlar. Bu modeller, danışmanlık şirket araştırmaları, üniversitelerce yürütülen araştırmalar, akademik makaleler, anketler ve diğer raporlar tarafından kamuoyu ile paylaşılır. Genel kabul gördüğü andan itibaren sonraki aşamaya geçilir. Sonraki aşamaya geçmek biraz uzun sürebilir, zira bu aşamada herkes modelleri sahaya uyarlamak için düşünür, tartışır, çabalar, üretim yapar. Kavramlar artık ana akım trendler olmuştur.

Metodolojiler

Sonraki aşama "metodolojiler" dir. Modeller, sahada uygulanmak amaçlı metodolojilere dönüştürülür. Bu metodolojiler, kavramın, sahaya uygulanmasını sağlar. Pek çok Standart, Politika ve Uygulama Rehberi bu aşamada üretilir. Kavram artık tartışılmaz, uygulaması tartışılmaya başlanır. Özellikle danışmanlık şirketleri ve çok uluslu şirketler ortaya farklı metodolojiler koyarlar.

Araçlar

En son aşama araçlardır. Metodolojiyi hangi araçlar ile uygulamaya alacağımız tartışılır. Genellikle yine danışmanlık şirketleri ve teknoloji şirketleri bu noktada araçları geliştirir ve sunar. Biz de bunları alır ve uygularız.

Burada sorun nerededir? Türkiye gibi ülkeler pratiği seven ülkelerdir. Teori vakit kaybı gibi görülür. Teoriden pratiğe hızlı geçiş yaşanır. Türkiye gibi ülkelerde, bu sıralama beklenmez. Kavramdan araçlara hızlı geçiş yaşanır. Model ve metodoloji kısımları arkadan gelir. Ne demek istiyorum? Yani kavram bir trend olarak ortaya çıkar ve model tartışılmaya başlanır başlanmaz, model ve metodoloji beklenmeden, bu işe yönelik araçlar piyasaya sürülür. Konuya bütüncül ve makro bakmadan, felsefesi anlaşılmadan biz çok uluslu danışmanlık şirketlerinin hizmetleri veya teknoloji firmalarının ürettiği yazılımlar ile karşı karşıya kalırız.

Dünya belirli bir olgunluk modeli ile ilerlerken biz hiç bir şey yapmadan, model, metodoloji üzerine düşünmeden, araçları bekleriz. Bu açıkçası büyük bir zafiyettir. Son 30 senede strateji, toplam kalite, reengineering, inovasyon, büyük veri, çevik, six sigma, iç kontrol, risk yönetimi, yapay zeka gibi önemli trendlerin tamamında böyle davrandık. Bu sanıyorum 80'ler iş yapış kültüründen (devletten özele sirayet eden bir rahatsızlık).

Bu nedenle işin felsefesine, modeline, metodolojilerine kafa yoranlar önemsiz görülür. Araç üretenler çözüm üretenler olarak kabul ve baş tacı edilir. İş dünyası bu insanları ve kurumları zirveye taşır. Dergilerin kapaklarını onlar süsler. Hatta bu iş insanları için dahi böyledir. Şirketlerinde bu araçları başarıyla uygulayanlar yılın iş insanı olurlar.

Peki bu bize ne kaybettiriyor? Herşeyi.

Bugün iş dünyasında kürsel ölçekte bir etkimiz yok. Biraz savunma sanayi, biraz müteahhitlik, biraz sağlık, biraz turizm de varız. Diğer sektörlerde yokuz. Kürsel marka sayımız çok az. En büyük veya en iyi 1000 firma arasında sadece 4 firmamız var. Bir şeyleri içselleştirmeden, rahmetli Doğan Cüceloğlu'nun deyimiyle "mış gibi" yaparak ancak yurt içinde biraz para kazanıyoruz, ama geleceği kaybediyoruz.

Yazımın başında değindiğim iş felsefesi trendi de bu şekilde ele alınıyor. Trendler tartışmadan, model ve metodoloji sırasından geçmeden, olgunlaşmadan, araçlar haline dönüyor.

Güncel bir örnek olarak sürdürülebilirlik kavramını verebiliriz. 2000'lerin başında kavram olarak ortaya atıldı. 2015 gibi SKA ile modelleşti. Sonrasında GRI Standartları ile model/metodoloji geçişi sağlandı. Bu süreç devam ediyor. Bizde ve bazı ülkelerde, kavramsal olarak dahi tartılışılmadan hızla araç kısmına geçildi. Karbon ayak izi ölçüm yazılımları, checklistler, emisyon yazılımları, güneş panelleri, atık takip yazılımları, enerji tüketim optimizasyonları, vb.

Bu araçları kullananlara gidip sor, işin felsefesini, standartlarını, dünya genelinde mevcut gelişmeleri bilmezler. Hatta şirketlerde bunları sürdürülebilirlik yöneticileri hariç çoğu kişi bilmez. Oysa sürdürülebilirlik de tıpkı inovasyon ve strateji gibi bir departmanın işi değildir. Tüm şirketin işidir.

Velhasıl bu konuda düşüncelerimi sizlerle paylaştım.

Çözüm nedir? Kısa vadede çözüm zor, ancak devle yöneticileri ve iş dünyası liderleri olarak önce bu durumun farkına varmalıyız. Bu pratik olma sevdası bize uzun vadede kaybettiriyor. Bu araçları ve hizmetleri dışarıdan satın alan konumuna düşürüyor. Oysa trendleri kavram ve model boyutuyla dünya ile eş zamanlı ele almalı, metodolojileri ve araçları onlar ile eş zamanlı geliştirmeli ve üretmeliyiz (biraz erken olabilir). Ancak işin felsefesini anlamadan, içselleştirmeden, sistematik bakış kazanmadan, araçlara odaklanmak bize sadece uyumlanma imkanı veriyor. Entelektüel ve bilimsel birikim oluşmuyor. Bu da uzun vadede bize kaybettirecektir.

Yorumlar

--- henüz yorum yapılmamış

Yorum Bırakın